« Önceki ::

BEKLEDİM

Buluşamadık..
Gelmedin..
Ya da görmedim seni!
Sevmedin..
Ya da kalbim hissetmedi sevgini!
Bekledim..
Ben seni bekledim..
Gözlerini özledim..
Bir de seni!
Can'a "Can" katan seni..
Canan!Seni..
Seninle bu bahar..
Kaçacaktık uzaklara..
Yüreğimizi de alıp yanımıza..
Bütün bavulları bırakıp bu diyarda..
Olmadı ama..
Buluşacaktık..Buluşamadık..
Konuşacaktık..Konuşamadık..
Gülüşecektik..Gülüşemedik..
Bakışacaktık..Bakışamadık..
Gelmedin..Bekledim..
Bekledim..Gelmedin..
"Bekleme" dedin.."Gelemem!"
"Gelemem!Beni bekleme.."
"Beklerim" dedim.."Gelmesen de!"
"Sus" dedin..
   Sustum..

Yorum (yok) Yorum yaz!

KURŞUN YARASI

İstediğin zaman, rasladığın yerde
Kıyasıya olmalı beni vuruşun
Kanım günlerce akmalı caddelerde
Tam kalbime değmeli attığın kurşun
Ya kalbime ya alnımın ortasına
En can alacak yerime nişan al
Çare bulunmaz her kurşun yarasına
Beni öldür ve açık gözlerime dal
Bir eser olmasın içinde korkudan
Tetiği kininle, garezinle çek
Kurşun değil ölüm çıkmalı namludan
Bırak benim kanım olsun dökülecek
En son kurşunun da olsa namluya sür
Nasıl olsa ölüm var, bari sen öldür...

                   ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Yorum (yok) Yorum yaz!

UMUDUN GÖÇÜ

Ay ışığının gizemine bulanmışken ruhunuz
güneşin ellerini teninizde hissettiniz mi?
şimdi kapatın gözlerinizi
ve düşünün
ben düşlerimi kaybettim
yerime de yaşayın
...

tüm şehir uykuda
kabuslarının gazabına uğrarken
suskun sokakların leş kaldırımlarındayım
yüreğimde musalla taşı soğukluğu
geçmişimin karanlığından
geleceğin zifirine yürüyorum
ayaklarım çamurlu pisliğin
yapışkan sürüngenliğinde
oysa doğduğumda melektim

talan olmuş bir ömre
yataklık yapan
kocaman göçük var içimde
uykunun duldasına saklanmak
tanrının kollarını bedenimde hissetmek istiyorum
dilimin ucunda göbek bağını kesemediğim kelimeler
acı çığlıklarını kanatıyorlar
martı kanadında pusuda bekleyen umut döküntülerim
baykuş gagası menzilinde

ah benim
kızıl şafağı bekleyen narin gönlüm
nazlı bir gelin gibi süzülürken
şeytani heveslerin kırbacına dolandı
uçurum çiçekleri açtı eteklerinde
ve saflığın
gülüşleri dondu dudaklarında

yitik masumiyete ağlamanın
vaktidir şimdi...

Yorum (yok) Yorum yaz!

ZEMHERİDEKİ İNİLTİLER

yoksun!
şehrimin üzerinde kara bulutlar volta atıyor
yağmur! gök kubbeye saklanmış
hınzırca bekliyor
yağdı yağacak

ben ise dudaklarımda keskin bir inilti
sensiz / adı piç olan acıları doğuruyorum

yoksun!
acun yerinden oynadı
tebessüm toprak altına kaçtı
yıldızlar üzerime yağmıyor artık
girdabından arta kalan parçalarım
soluk almama yetiyor
kafi mi? dersin
 
gittin!
dilim ahraz
damağımdaki kekremsi tadı yutuyorum
sözlerin boğulduğu noktada
usulca el açtım
aşkını dileniyorum

say ki kuş uçmaz, kervan geçmez yollara düşmüş
divaneyim / geri çevirme

yılgınlığımın şehla gözlerine
hasret mil çekti
yaşam! uçurum kenarı
kalleş tuzaklara kurban giden
gözlerinden kan fışkıran çocuk yanım
kimliğim intihar eşiğinde

buğulu camlar arkasında
saklı mısın? yar
çık ortaya
nefesin üzerimden geçti

say ki yetim kalmış bir çocuğum
uzat elini / sevineyim

çaresizlik boynuma dolanmış
yağlı ilmek
gölgem dahi sendelerken
ay geceyi yırtar / sessizce
ve
ben kaybolduğum coğrafyada
düşler sokağını adımlarım

say ki aklını yitirmiş biçareyim
hor görme

bütün sövgüleri aldım / dudak kıvrımlarıma
çektim kopardım
geçmiş zaman sarkacını / titreten anıları
yıkıldım puşt sokakların
soğuk kaldırımlarına
ölgün bir ışık düştü üzerime

koyu lacivert sis
dört duvar etrafımda
çekecek / elimi uzatsam
ıslık çalıyor soysuz yalnızlık
kulaklarım harabe

sallandı göğün bulutları
baykuş kanatları / dokundu tellerime
söz aktı dudaklarından
sesinde üşüdüm
                                     (alıntı)


Yorum (yok) Yorum yaz!

GEL

Gel, sen ben de ol, bilirsin
Ne çok sevdiğimi ve kırıldığımı.
Uzaktan uzağa olmuyor, gelirsin
Belki beşinci mevsimin akşamı.

Gel, kalbimde ki yerin dolmuyor,
Ben de büyüdüm hasretinle,
Eskittiğim yılları kimse bilmiyor.
Kızgınlığım sana değil;
Beni benden alan kadere.

Bilirim dönmeyeceğini,
Yüzümün bile aklından silindiğini.
Bilirim de itiraf edemem,
Çoktaaan benden gittiğini...

Yorum (yok) Yorum yaz!

ESKİ BİR SANCI

Eski bir sevdayı anlatır,
Çalan her şarkı.
Her nağmede gizlidir,
Eski bir sancı.
Bazen hüzzamdır sessiz,
Hüzünlüdür eskiden.
Bazen sabadır sensiz,
Mistik ve de derinden.

Sen ki hasret yüklü gemide,
Yanımdayken özlemim.
Sen ki özlem yüklü sevdada,
Yurt yurt gezindiğimsin.
Ne sen bil bunu,
Nede ben söyleyeyim.
Aşık maşuktan ayrı,
Acı çeker bilirim...

                         BEDİRHAN GÖKÇE

Yorum (1) Yorum yaz!

NE ÇIKAR

Tut ki gecenin
Alacakaranlığında düşlemişim seni.
Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
Geceleri kefen biçsen.
Bir anlık hırsla,
Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar...

Tut ki bundan böyle unutmuşum seni.
Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin.
Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
Varsın eller de unuttu desin.
Ben seviyorum ya seni,
Sen sevmesen, ne çıkar...
                                    
                                          BEDİRHAN GÖKÇE

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇEKİL GİT

Çekil git artık düşlerimden,
Bıkıp usanmadın mı benden artık? ..
Gözlerimden, yüreğimden, içimden,
...ve varolan her şeyimden, git artık...

Dokunma, kirletirsin beyazları,
Konuşma, tüketirsin satırları,
Mehtabı bırak, doğan ayrılık,
Çekil git, şafak gelen aralık...

Kanıyorum zaten, uzak dur benden,
Sebebin olurum, yakanın olurum,
Çekil git yolumdan, ölümün olurum,
...ve git artık, ne olursun git benden...

Konuşma, nefesini al benliğimden,
Ben soluğunu kesmeden,
Sus demeden, sus ne olur, söylemeden,
Git, bir daha Allah aşkına, hiç dönmeden...

Yıkıl git artık hayallerimden,
Kumdan evlerin, yıkıldı artık,
Taşlarımdan, oyuncaklarımdan, beynimden,
...ve yaşayan, her şeyimden, git artık...

Uzanma, karaya çalarsın günlerimi,
Söylenme, devrik tümcelerim olursun,
Ne öznesini, ne yüklemini kurtarabilirsin
Çekil git, bırak, bütün düşüncelerimi...

Yaralıyım zaten, şöyle dur gönlümden,
Derdin olurum, korun olurum,
Çekil git, harın değil, külün olurum,
...ve git artık, ne olursun git, git gözlerimden...

Kal yerinde öylece, ses etme,
Mevsimler solsun senelerce,
Mümkünse çıkmasın, o iki hece,
Öldü de, bitsin bu işkence...

Ya da bir sonbahardı, sarardı de,
Düşen her bir yaprakta, uzaklaştı de,
De ki, gövdeden dal kırıldı,
Kopan candı, yıkıldı de, de ki öldü, öldü de...

Yaşamaz de, olsun de, de ki bitti, bitti de...
Kardı yağdı, yağmurdu aktı,
Sonra toprağa karıştı, kurudu de, soldu de...
Ne bileyim işte, kısaca öldü de...

...Ve çekil git artık, gölge etme,
Alın yazısı gibi görme,
Değilim bir şeyin, olmadım hiçbir şeyin,
Çekil git artık, ne olur çekil git, kötü söyletme...

Yaşamaz de, olsun de, de ki bitti, bitti de...
Kardı yağdı, yağmurdu aktı, kurudu de...
Sonra toprağa karıştı, soldu de...
Ne bileyim işte, kısaca öldü de...
Ne dersen de...
                               MURAT İNCE                 

Yorum (1) Yorum yaz!

BAK GÜLÜM

Çok zamansız zamanlardan geçtim
Samanı mayalanmadan saklanmış zamanlardan.
Yangınım aşkların anasını satmışlığımdı benim

Bak gülüm!
İnanma sakın! !
Zaman her derde derman değil
İçinden zaman geçmeyen yaralar var
Zamanın uğramadığı diyarlar....

Yorum (1) Yorum yaz!

SEVMEK

Sevmek bazen bildiğin halde her şeyi susmakmış
Seni darmadağın edecek her şey olup bitmiş
Yapılıp edilmiş olduğu için sevdiğince
-dileyemediğin için olmamasını da hani-
Sadece susmayı dileyip, susmayı yaşamakmış
 
Sessiz onurlu bir direnişmiş, aslında bu suskunluk
Fırsat vermekmiş karşındakine
Her insanın ikinci bir şansa ihtiyaç duyacağını
Bilmenin farkındalığı ile
Soluksuz uzun bir bekleyişmiş
Bir şekilde telafi edilsin diye yapılan hatalar
Olur ya insanlık hali herkes yanlış yapabilir
Diyerek yüce gönüllülük göstermekmiş
Ya da
Hata değil de yapılanın
Bitişini gösterdiğini bir aşkın
Yaşanılamazlığını ortaya çıkardığını sevginin
Anlamamak için umutsuz bir geciktirme çabasıymış
Yüce gönüllülüğün ardına saklanan
 
Kıyamamakmış sevdiğine onun tüm yok edişlerine rağmen
Acıtan inciten dalların budanması yerine,
Batmasına izin vermekmiş gönlüne
Vazgeçilemezinden kopmamak için
Onun senden çoktan vazgeçtiğini bilsen bile
Ezen yok eden yakan bir suskunlukla beklemekmiş

Sevmek, aslında sineye çekmekmiş biraz da
Hatta birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk diyenlerin
Ne kadar doğru söylediğini yaşayarak öğrenmekmiş

Sevmek bir kere itiraf edildiğinde
Darağacına giden yola itilmekmiş sevdiğinin eliyle
Yağlı ilmeklere kurban edilmekmiş çaresiz
 
Sevmek razı olmakmış, vazgeçilmeye bile
Kanar gibi yapıp her söylenilene -sessiz-
Tutulmayan sözlere katlanmakmış
 
Sevmek yanmakmış buzulların arasında
Sıcak yatağında yalnızlığına sarılarak donmakmış
Sevmek bazen söyleyecek sözün varken susmakmış...

Yorum (1) Yorum yaz!